İçindekiler


ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu Şeyh Mahmut Sahib (ks)’e göndermiştir. Yüce Allah (cc) feyz ve sırlarını üzerimize yağdırsın.

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah (cc)’a mahsustur. Salat-u selam Resullerin efendisine, alinin ve ashabının üzerine olsun. Peygamber Efendimiz (a.s.)’ın berzah aleminde nerede olduğu, dünyada olduğu gibi cismiyle birlikte olup olmadığı, en yüce makamda mı yoksa yukarıdaki durumların dışında başka bir halde mi olduğu hakkında, yanınızda bulunan alimler arasına ,ihtilaf meydana geldiğini bildiren mektubunuz bize ulaştı. Mektubunuzda gerçeğin ne olduğunu bildirmemi bu miskin kuldan istemişsiniz. Allahu Teâlâ’nın yardımını dileyerek şöyle deriz:

Bu konudaki edep şudur; Peygamberler (a.s)’in ruhları için belli bir yer tayin edilemez. Göklerde, yerlerde ve imkan aleminde hiçbir mekanın umumi olarak bütün Peygamberlerden (a.s) ve özellikle onların efendisi ve sonuncusu olan Peygamberimiz’in (a.s) himmetinden boşkalmıyacağına itikad etmelidir. Onların diri ve cesetlerinin de kabirlerinde olduğuna inanmalıdır.

Onların kabir hayatındaki dirilikleri, şehitlerin diriliklerinden daha üstündür. Allah (c.c)’a taatle lezzet bularak namaz kılarlar, hacc ederler, telbiye söylerler, Kur’an-ı Kerim okur ve zikrederler. Cenab-ı Allah (c.c), yaptıkları taatlerden dolayı onların faziletlerini artırır…

Onların kabir hayatı dünya hayatındaki ruhun cisimle beraber olması gibi kesinlik arzetmez. Fakat öyle de olabilir. Bilindiği gibi cismin ruhsuz da hayatı ihtimal dahilindedir. Su kanmak için, yemek doymak için adet üzere birer sebepdir. Ehl-i Sünnete göre, ruh da hayat için böyle bir sebepdir. Zahirde onsuz olmaz fakat hakiki sebep değildir. Öyleyse Allah (c.c), her şeyi sebepsiz de yaratmaya kadirdir.

Bunun gibi peygamberlerin ruhları cesetlerinde olarak kabirde olabilecekleri gibi aynı şekilde, mülk ve melekut aleminde seyredip, olağanüstü bir durumda Allah (c.c)’ın dilediği yerlerde dolaşıp, istifade ettikten sonra tekrar kabirlerine dönmeleri de mümkündür.

Önce söylediğimiz gibi cesetlerini kabirde bırakarak ruhlarıyla diledikleri yere gitmeleri caizdir. Onların ruhlarının alayı illiyyinde, refik-i alada, firdevsde veya başka bir yerde olmaları, buralarda devamlı durmalarını gerktirmez. Zira onların ruhlarının bir halden başka bir hale geçmesi, bir yerden başka bir yere gitmeleri mümkündür.

Ruh cesetten başka bir özelliğe sahip olabilir. Hem refik-i ala da hem de bedenle bitişik durumda bulunabilir. Cesede selam verildiğinde, ruh kendi makamında olduğu halde o selamı alabilir. İbnu Kayyım El-Cevzi ‘Ruh’ adlı kitabında böyle söylemiştir. Hafız es-Suyuti ‘Münceli’ kitabında bunu kabul etmiştir…

Mektubumuzun sonu sizlere selam olsun, ey gözümüzün nuru…