Mevlana Halid (ks) bu mektubu Şeyh Mahmut Sahib (ks)’e
göndermiştir. Yüce Allah (cc) feyz ve sırlarını üzerimize yağdırsın.
Hamd alemlerin Rabbi olan Allah (cc)’a mahsustur. Salat-u selam
Resullerin efendisine, alinin ve ashabının üzerine olsun. Peygamber
Efendimiz (a.s.)’ın berzah aleminde nerede olduğu, dünyada olduğu gibi
cismiyle birlikte olup olmadığı, en yüce makamda mı yoksa yukarıdaki
durumların dışında başka bir halde mi olduğu hakkında, yanınızda bulunan
alimler arasına ,ihtilaf meydana geldiğini bildiren mektubunuz bize ulaştı.
Mektubunuzda gerçeğin ne olduğunu bildirmemi bu miskin kuldan istemişsiniz.
Allahu Teâlâ’nın yardımını dileyerek şöyle deriz:
Bu konudaki edep şudur; Peygamberler (a.s)’in ruhları için belli bir yer
tayin edilemez. Göklerde, yerlerde ve imkan aleminde hiçbir mekanın umumi
olarak bütün Peygamberlerden (a.s) ve özellikle onların efendisi ve
sonuncusu olan Peygamberimiz’in (a.s) himmetinden boşkalmıyacağına itikad
etmelidir. Onların diri ve cesetlerinin de kabirlerinde olduğuna
inanmalıdır.
Onların kabir hayatındaki dirilikleri, şehitlerin diriliklerinden daha
üstündür. Allah (c.c)’a taatle lezzet bularak namaz kılarlar, hacc ederler,
telbiye söylerler, Kur’an-ı Kerim okur ve zikrederler. Cenab-ı Allah (c.c),
yaptıkları taatlerden dolayı onların faziletlerini artırır…
Onların kabir hayatı dünya hayatındaki ruhun cisimle beraber olması gibi
kesinlik arzetmez. Fakat öyle de olabilir. Bilindiği gibi cismin ruhsuz da
hayatı ihtimal dahilindedir. Su kanmak için, yemek doymak için adet üzere
birer sebepdir. Ehl-i Sünnete göre, ruh da hayat için böyle bir sebepdir.
Zahirde onsuz olmaz fakat hakiki sebep değildir. Öyleyse Allah (c.c), her
şeyi sebepsiz de yaratmaya kadirdir.
Bunun gibi peygamberlerin ruhları cesetlerinde olarak kabirde olabilecekleri
gibi aynı şekilde, mülk ve melekut aleminde seyredip, olağanüstü bir durumda
Allah (c.c)’ın dilediği yerlerde dolaşıp, istifade ettikten sonra tekrar
kabirlerine dönmeleri de mümkündür.
Önce söylediğimiz gibi cesetlerini kabirde bırakarak ruhlarıyla diledikleri
yere gitmeleri caizdir. Onların ruhlarının alayı illiyyinde, refik-i alada,
firdevsde veya başka bir yerde olmaları, buralarda devamlı durmalarını
gerktirmez. Zira onların ruhlarının bir halden başka bir hale geçmesi, bir
yerden başka bir yere gitmeleri mümkündür.
Ruh cesetten başka bir özelliğe sahip olabilir. Hem refik-i ala da hem de
bedenle bitişik durumda bulunabilir. Cesede selam verildiğinde, ruh kendi
makamında olduğu halde o selamı alabilir. İbnu Kayyım El-Cevzi ‘Ruh’ adlı
kitabında böyle söylemiştir. Hafız es-Suyuti ‘Münceli’ kitabında bunu kabul
etmiştir…
Mektubumuzun sonu sizlere selam olsun, ey gözümüzün nuru…