Mevlâna Halid (k.s) bu mektubu, Medine-i Münevvere’deki halifesi
olan Şeyh es-Seyyid İsmail el-Berzenci’ye göndermiştir.
Miskin, günahkar ve mütevazi olan Halid en-Nakşibendi el-Müceddidi’den
asilzade, şerefli, seçilmiş dostu ve saliklerin önderi Şeyh İsmail’e… “Yüce
vahhab onu geniş fazlı ile memnun eylesin.”
Allah (c.c) bize kafidir ve O (c.c) ne güzel vekildir. Birbiri ardınca gelen
mektuplarınız bizi şereflendirdi. Bizi coşturup sevinmemize sebep oldu.
Şam’dan gönderdiğiniz hediye de bize ulaştı. Bundan önce de sizlere cevap
yazdım. Sanırım sizleri görmekle müşerref olamayıp, yüzünüzün ışığıyla
aydınlanmamıştır. Bu sefer de, hizmetçinize tarikat-ı aliyenin bazı
edeplerini yazmak ve kudsi sırların bir kısmını açıklamak istemişsiniz. Siz
bilirsiniz ki, sırlar kâğırtlara yazılmaz. Edepler ise, açık ve tafsili
olarak yazmakla kitaplara sığdırılamaz. Şüphesiz bu konu, zat-ı alinizin
nezdinde de açıktır. Sizlerin arzularınıza ve emirlerinize uyarak ve
sizlerin üzerimizdeki hakkınızdan dolayı şükrünüzü yerine getirmek için,
bazı dostlarıma bir kısım adapları yazmalarını emrettim. Biz de bazı
sözlerimizi toplu olarak ona ekledik.
Bu sözlerimiz şunlardır; “Muhakkak ki tüm tarikatlarda ve özellikle yüce
Nakşibendi tarikatı’nda edeplerin en mühim olanları; şeriat-ı garraya
yapışmak, zorluklarda ve darlıkta sabırlı olmak için kendini hazırlamak,
bollukta ve sevinçte var gücüyle şükretmek, sünnet-i seniyyeye yapışıp
çirkin bidatlardan sakınmak, kırık kalp ile Allah’u Teâlâ’ya yalvarmak,
bütün vakitlerde kalbe gelen tüm hatıraları, ahiretle alakalı olsa dahi def
etmek için çalışma ve takatını sarf edip kalpteki huzuru gözlerin her zaman
görmeye alışık olduğu şey haline getirmek, dünya ve ahirette, hakiki
Mahbub’dan (c.c) başka kalbin başka bir şeyle ilgisi kalmamasını
sağlamaktır. O’nun (c.c) şuhudu da münezzeh olsun. Allah’ın (c.c) zatına
teşbih ve sıfatları isbat etmekten dolayı senin kalbine vaki olan veya
hayaline gelen şeylerden Allah’u Teâlâ münezzehtir. Allah’u Teâlâ huzurunda
hayret halinde bulunmaya çalışınız. Tüm işlerinizde tamamıyle, Allah’u
Teâlâ’ya itimad ediniz. Apaçık ve şeriat-e uygun olsa dahi vakalara kalbe
doğan hallere itimad etmeyiniz.
Gücünüzün yettiği kadar azimetleri tutunuz. Bir şeyin hepsine ulaşılmasa
bile, azı da bırakılmaz. Nakşibendi Şeyhlerin (k.s)’in güzel ve değerli
sözlerinden bazıları bunlardır.”
“Sana hayırla emrettim, fakat ben kendimi unuttum. Hem doğru da olmadım.
Sana neden doğru ol dedim?…”
Varolan şeylerin sırrı, kerem ve mertliğin kaynağı, ümmi, haşimi olan
Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, onun ali ashabına, Allah Teâlâ (c.c)’nın
salatının en efdali ve ekmeli olsun. Sonra; sizlere ve yanındakilere selam
ederim.
Sana orada bazı şeyleri yapmayı tavsiye ettim. Seni vekil kıldığımız şeyleri
yapmayı unutma. Temiz ve pak olan Medine-i Münevvere’nin toprağına ayağıyla
basanın, her iki ayaklarının altını öperiz. Özellikle bazı vakitlerde fazl-u
keremiyle adımızı hatırlayanın ayağını öperiz. Hepinizin bize hoşça
bakmanızı, dua etmenizi ve selamımı alçaklık ve miskinlikle, beşerin
efendisine ulaştırmanızı rica ederim. Efendimize aline ve ashabına Allah-ü
Teâlâ’dan, en güzel salat ve en kokulu selam olsun.