Mevlana Halid (ks) bu mektubu; (Allah Teala ve Tekaddes, onun sırlarının
bereket ve nuruyla bizlere yardım eylesin.) İran vilayetlerinde, Sine’ye
bağlı, Sel’üç Bütağ beldesindeki halifesi molla Resul’e gönderilmiştir.
Gafur olan Bari Teala’nın affına çok muhtaç miskin kul Halid’den (ks), göz
bebeği ve dostu olan molla Ahmet el-Hakkari’ye… Dua edilen kişiyi, beşeri
hicaplarından çıkarıp, hakiki dosta vasıl eden dualarla birlikte su gibi
bereketli selamlar size olsun.
Bundan sonra, kalp ve hatırımızın sizi düşündüğü, gözlerimizin sizin
cemalinizi görmeye arzulu olduğu bir vakitte sizleri bu kağıt parçası ile
hatırlamak, dua ile de yardım etmek istedim. Sizlere, parlak tarikat-ı
aliyeye tamamıyla yapışmanızı tavsiye ederim. Nafileler ile meşgul olmak
sizleri aldatmasın.
Çünkü nafile ibadetler haddizatında güzel olmakla beraber, fena ehli olmayan
kişiler için öldürücü zehir gibidir. Görmez misin ki, bazı kişilerde, zahiri
ibadetlerle meşgul oldukları için, kendilerine bir enaniyet ve hatta zulüm
dahi baş göstermiştir. O kadar ileriye giderler ki, tarikat ve tarikat
ehlinden yüz çevirip, kendilerinin onlardan daha fazla takva ehli
olduklarını zan ederler. Halbuki şeriatın ve şuhud ehli büyük alimlerinin
ittifak ettikleri gibi, kendi nefsini beğenmek, başkalarını hor görmek ve
nefsinin başkalarından daha takva ehli olduğuna inanmak büyük günahların en
büyüklerindendir.
Hatta kendilerini ibadet ehli zanneden kimselerden bazıları, aşikar olarak
tasavvuf ehline de düşmanlık yapar. Halbuki, (İbni Ata) Hikem’de şöyle
demiştir: “Zelillik ve boyun bükmeye sebep olan bir hata, övünmeye ve
böbürlenmeye sebep olan bin taattan daha hayırlıdır.”