Allah sırrını yüceltsin, Mevlana Halid (ks) bu mektubu; halifesi alim,
fazıl, eğribozlu Ahmet Efendi’ye göndermiştir.
Belağat ve fesahatta meşhur kişilerin dillerinin saymaktan aciz kaldığı,
Nebilerin ve velilerin akıllarının şaşırdığı hatta onların en kamillerinin
hakkıyla yerine getiremeyeceklerini ikrar ettikleri gibi, Allah’a hamd
etmekten aciz olduğumu itiraf ederim.
Salat-u selam Resullerin sonuncusu ve nebilerin sultanı (aleyhi
ekmeluttehaya) üzerine ve hidayet yıldızları takva imamları olan aline ve
ashabına olsun. Cenab-ı Hakk’ın abd-i acizi Halid der ki:
“Yüce kardeşim, şerefli ve şefkatli mevlamız el-Hac Ahmet Efendi’ye teveccüh
yapmak, zikir telkin etmek ve Nakşibendi Tarikatını –(Allah bu tarikatın
efendilerinin sırlarını yüceltsin. Bu tarikatın ehlini sünnet-i seniyyeye
uymaya muvaffak kılsın.)- talep edenler isteklerini yerine getirmek için
icazet verdim.”
Her şeyi tamamen şeriat olan, kıyamet gününde kurtuluş ve Mevla’nın rızasını
kazanmaya en yüce vesile olan, tarikat-ı aliyyenin aslına muhalefet etmediği
müddetçe yukarıda adı geçen (Ahmed Efendi (ks)) söylediğim şeyler hususunda
izinlidir. Şeriatın azimetlerine yapışmaktan ibaret olan tarikatın
kurallarına bütün işlerinde bağlı kaldığı, devamlı olarak Allah’ın (c.c)
kendisini kontrol ettiğini unutmadığı, kendi nefsinin kusurlarını gördüğü,
şehvetlere dalmaktan yüz çevirdiği, taat ve ibadetlerdeki gevşeklikten uzak
kaldığı ve aldanış yeri olan dünyadan yüz çevirdiği sürece izinlidir.
Dolayısıyla onun reddi benim reddimdir. Onu kabul beni kabuldür. Onun eli
benim elimdir. Onun yardımı benim yardımımdır. Sizleri ve onu varlığınızı
yok etmeye, taat ve ibadete takat ve kuvvet harcamaya, gerek Allah (c.c) ile
gerek başkaları ile olsun sözünüzü yerine getirmeye, yanınızda olanlara
kanaat etmeye, bütün mühim işlerinizde Mahbub ve Müheymin olan Allah’a tam
tevekkül etmeye, naciye olarak vazedilen parlak ehl-i hak fırkasının
görüşlerine uygun olarak itikat konularını tashih etmeye, Ashab-ı Kiram’ın
hidayet yollarına sıkıca tutunmaya ve bağlanmaya, onların aralarındaki
münakaşaya dalmamaya ve hüsnü zan etmeye davet ediyorum.
Ashab-ı Kiram (r.a) ümmete hidayet vesilesi olmuştur. Kitap ve sünneti
rivayet edip, bize yetiştirmişlerdir. Onları zedeleyen kimse dinini
zedelemiş olur. Bundan başka söyleyeceğim bir şey yoktur. Allah (c.c)’dan
dünya ve ahirette afiyet talep ederim.