Allah (c.c) kendisinden razı olsun. Mevlana Halid (ks) bu mektubu büyük
halifesi Şeyh İsmail Şirvani’ye ihtar ve korkutmak maksadıyla göndermiştir.
Çok hakir ve zelil olan kuldan, kapısının hizmetçisi ve dostlarının önderi
Şeyh İsmail’e. Allah (c.c) onu ayıplanan şeylerden ve çirkin huylardan
korusun. Amin.
Hidayet yıldızları ve takva önderleri büyüklerimiz “küfran-ı nimeti” şöyle
tanımlamışlardır: Nimetleri meşgul olarak nimet sahibini unutmaktır.
Nakşibendi Tarikatının hakikatına erenler (ks) “vücudundan fena olmayan
kimsenin rabıtası, salik için fena halini te’min etmez. Hatta çoğu sefer onu
tehlikelere sokar.” Demişlerdir. Bizden selam ve kelamınızı keseceğinizi
ummuyordum. İnsanlığın kemali ve vefakarlığı gereği, bizim tarafımıza
gelmenizi, yönelmenizi bekliyoruz. Kendiniz gelmeseniz de, en küçük
işlerinizde bize müracaat etmelisiniz. Elçilerle mektuplar gönderip daima
bizi hatırlamalısınız.
Hizmetçilerimizden daha uzakta, daha çok zorluklar içerisinde bulunan,
sohbeti daha eski, hizmetleri daha fazla olan kimseler bizim işaretimiz
olmadan hareket etmezler. Sen, bu tarikatı, zamanımızda şeyhlik iddiasında
bulunup aldatıcı, hilekarlığın batıl sözleriyle kıyas etme. Hakikat sahibi
olan Şeyh müridi ile Rabbi arasında vasıtadır. Vasıtadan yüz çevirmek demek
Rabbinden yüz çevirmek demektir.
Müride sizin suretiniz zahir olsa da, siz kendi suretinizin rabıtasını
kimseye öğretmeyiniz. Çünkü o hal şeytanın öyle göstermesindendir. Emrim
olmadan kimseye halifelik vermeyiniz. Senin halifelik verdiğin kimseler
nasıl olurda Erzincan ve Bitlis yörelerindeki halifelerle rekabete
girişirler.
Yemin ederim ki, meseleye bilginiz olduğu halde bilgisiz gibi davranmaya
devam ederseniz, tamamıyla sizlerden uzaklaşıp yüzümüzü çeviririm. Dikeni
çok sert ağacın el ile sıyrılması, benim yüz çevirmem kadar acı vermez.
Önceden uyaran kimse sonradan özür dilemek zorunda kalmaz. Sizi uyarıyorum,
dikkatli olun.
Kelamın sonu selam.
Not: “Mevlana Halid’in (ks) Şeyh İsmail’e bu mektubu göndermesinin sebebi;
Şeyh İsmail’in bazı müridlerine kendi rabıtasını yaptırmasıdır. Şeyh İsmail
kendinin kemal derecelerine ulaştığını zannetmiştir. Mevlana Halid (ks) onun
dalalete düşmesinden korkarak ikaz etmiştir. Herkesin belirli bir makamı
olduğunu, o makamın sınırına tecavüz etmemesini emretmiştir.
Şeyh İsmail (ks) hatada olduğunu anlayınca hidayet yoluna döndü. Bu olaydan
sonra Şeyh Mahmud Sahib’e gönderdiği bir mektubunu gördüm. Mektubunda
Mevlana Halid’in (ks) yoluna sımsıkı sarıldığını, irşadının gölgesine bağlı
kaldığını, Halidiyye Tarikatı’nın adabına riayet ettiğini, terbiye ve
nizamından çıkmadığını ifade ediyordu.”