İçindekiler


KIRK BEŞİNCİ MEKTUP

Allah (c.c) kendisinden razı olsun. Mevlana Halid (ks) bu mektubu büyük halifesi Şeyh İsmail Şirvani’ye ihtar ve korkutmak maksadıyla göndermiştir.

Çok hakir ve zelil olan kuldan, kapısının hizmetçisi ve dostlarının önderi Şeyh İsmail’e. Allah (c.c) onu ayıplanan şeylerden ve çirkin huylardan korusun. Amin.

Hidayet yıldızları ve takva önderleri büyüklerimiz “küfran-ı nimeti” şöyle tanımlamışlardır: Nimetleri meşgul olarak nimet sahibini unutmaktır. Nakşibendi Tarikatının hakikatına erenler (ks) “vücudundan fena olmayan kimsenin rabıtası, salik için fena halini te’min etmez. Hatta çoğu sefer onu tehlikelere sokar.” Demişlerdir. Bizden selam ve kelamınızı keseceğinizi ummuyordum. İnsanlığın kemali ve vefakarlığı gereği, bizim tarafımıza gelmenizi, yönelmenizi bekliyoruz. Kendiniz gelmeseniz de, en küçük işlerinizde bize müracaat etmelisiniz. Elçilerle mektuplar gönderip daima bizi hatırlamalısınız.

Hizmetçilerimizden daha uzakta, daha çok zorluklar içerisinde bulunan, sohbeti daha eski, hizmetleri daha fazla olan kimseler bizim işaretimiz olmadan hareket etmezler. Sen, bu tarikatı, zamanımızda şeyhlik iddiasında bulunup aldatıcı, hilekarlığın batıl sözleriyle kıyas etme. Hakikat sahibi olan Şeyh müridi ile Rabbi arasında vasıtadır. Vasıtadan yüz çevirmek demek Rabbinden yüz çevirmek demektir.

Müride sizin suretiniz zahir olsa da, siz kendi suretinizin rabıtasını kimseye öğretmeyiniz. Çünkü o hal şeytanın öyle göstermesindendir. Emrim olmadan kimseye halifelik vermeyiniz. Senin halifelik verdiğin kimseler nasıl olurda Erzincan ve Bitlis yörelerindeki halifelerle rekabete girişirler.

Yemin ederim ki, meseleye bilginiz olduğu halde bilgisiz gibi davranmaya devam ederseniz, tamamıyla sizlerden uzaklaşıp yüzümüzü çeviririm. Dikeni çok sert ağacın el ile sıyrılması, benim yüz çevirmem kadar acı vermez. Önceden uyaran kimse sonradan özür dilemek zorunda kalmaz. Sizi uyarıyorum, dikkatli olun.

Kelamın sonu selam.

Not: “Mevlana Halid’in (ks) Şeyh İsmail’e bu mektubu göndermesinin sebebi; Şeyh İsmail’in bazı müridlerine kendi rabıtasını yaptırmasıdır. Şeyh İsmail kendinin kemal derecelerine ulaştığını zannetmiştir. Mevlana Halid (ks) onun dalalete düşmesinden korkarak ikaz etmiştir. Herkesin belirli bir makamı olduğunu, o makamın sınırına tecavüz etmemesini emretmiştir.

Şeyh İsmail (ks) hatada olduğunu anlayınca hidayet yoluna döndü. Bu olaydan sonra Şeyh Mahmud Sahib’e gönderdiği bir mektubunu gördüm. Mektubunda Mevlana Halid’in (ks) yoluna sımsıkı sarıldığını, irşadının gölgesine bağlı kaldığını, Halidiyye Tarikatı’nın adabına riayet ettiğini, terbiye ve nizamından çıkmadığını ifade ediyordu.”