Allah bizleri O’nun bereketi ile şereflendirsin. Mevlana Halid (ks) bu
mektubu bir önceki mektupta adı geçen Bağdat’taki Şafi ve Hanifilerin
müftüsü, halifesi ve arkadaşı Seyyid Ubeydullah Haydari (r.a)’ye
göndermiştir.
Dostlardan uzak düşmüş miskinden; kendisi hakkında ne kadar ağır sözlerlede
konuşsam, şükredici bir dille bana hitap eden ve eziyet verdiğimde sabırlı
bir kalp ile karşılayan efendiye en güzel ve en kokulu selamlarımı iletirim.
Eskiden beri dostumuz olan zatın garip bir ibaresi ile yazdığı mektup bize
ulaştı. Mektubu mütaala edince ondaki garip üsluba hayret ettim. Ne kadar
hoş bir mektup. Dostu hatırlatıyor. Aşkından çok iştiyaklı ziyaretçiyi
hatırlatıyor. Bülbüllerin konaklarını ve ona tabi olan evin harabesini,
oradaki dostların emniyet içinde olduklarını hatırlatmakla bizleri
heyecanlandırıyor.
Mektubun nazım olan kısmı kutup yıldızlarından daha üstün ve nesir kısmı da
süreyya yıldızı gibi parlaktır.
Yazmış olduğunuz Büseyne ve Reyya hakkında eskiden söylenenleri ispat
etmiştir.
Şiir:
Ondan önce su’de’ye aşk ile ağlasaydım.
Şifa bulurdu nefsim, sonra pişman olmazdım.
Lakin önce o yandı, heyecanlandırdı beni,
Dedim: Önce başlayan kazandı fazileti.
Kalbimde ümmetin işleriyle uğraşma yorgunluğu var. Çok fazla boş laf ile
rahatsız ediliyorum. Dar olan evimizde çok sayıda ziyaretçi ağırlamak
zorundayım. Bütün bunlarla meşgul olmasaydım mutlaka mektubunuzun bana
kazandırdığı aşk ve iştiyakı bütün güzellikleriyle ifade edecektim.
Dolayısıyla bu kadarıyla yetindim. Mektubun sonu selam.