Mevlâna Halid (ks) bu mektubu; Bağdat’tan Süleymaniye’ye, münkirler
cemaatinin başı Seyyid Ma’ruf’u af etmesi hakkında ve onun talebine cevaben
göndermiştir. Allah CC kabrini nur, rahmetini bol eylesin. Cennet’ül
Firdevs’teki menzilini yüceltsin.
Hamd layıkıyla Allah CC ‘a mahsustur. Salat ve Selam, O’nun halkının en
hayırlısı olan, Muhammed (aleyhi ekmeluttehaya) üzerine, aline ve ashabına
olsun.
Miskin olan kuldan ve düşmüş olan fakirden, fazilet ve edep sahibi, haseb ve
nesebce şerefli, seyyidim mevlamız, efendim Seyyid Ma’ruf’un zatınadır.
Kerim ve Rauf olan Allah CC onu affeylesin.
Güzel ibarelerinizle ve latif nazik işaretlerinizle tebliğ etmesini emir ve
tavsiye ettiğimiz kardeşim Molla Hüseyin el-Kadı bize ulaştı. Burada
gözümüzün süruru olan, faziletli, alim, Seyyid İsmail’e söylediğimiz güzel
ahlak ve buluşmaya olan iştiyakınız, garaz ve ihtilaf ehlinin koğuculuğundan
dolayı, ittifak olarak, bu fakir hakkında sizlerden sadır olan fiillerden
esef ve pişmanlığı itiraf ettiğiniz haberine vakıf oldum. Kaleminizin
yazdığı ve mahud olan risalenizde bulunan şeylerden özür beyan etmeniz, bu
konuda hakikate muttali olmadan, fesatçılara uyduğunuzu söylemişsiniz. O
haberiniz ki; bazı avam müridlerin nezdinde, gayet vahşete ve düşmanlığa
sebep olmuştur.
Bu miskin hakkında öyle hükümler vermişler ki, kulaklar onları dinlemekten
kaçınır. Onlar, haram olan şeyleri helal ve mübah kılmak, küfre dalalet eden
kelimeleri söylemek, bu memleketi istila etmeye kalkışmak ve bunlardan başka
da ahmak, kafasız kimselere layık şeyleri bana isnad etmeniz ki bunun
tafsili zatınıza, yakıcı zekanıza ve temiz tabiatınıza gizli değildir.
Halbuki ben ise, bana nispet edilen, bozukluk ve fesadın hepsinden uzağım.
Sonra, adı geçen Seyyide sizlerden sadır olan ve geçmiş şeylerden uzak
olduğunuza dair bir mektup yazmamı bana ulaştırması için emretmişsiniz.
İsterim ki bu yazacağım beraatname, ülfiyyet kapılarına bir anahtar olsun ve
hilaf ile münakaşanın karanlık gecelerine bir ışık olsun.
Her iki elçiden de sizin olumsuz hareketlerden uzaklaşacağınıza kendinizi
tutacağınıza kesin karar verdiğiniz bana ulaştı.
Kaybedilen dostluk ve kardeşliği güzel ülfet, muhabbet ve güzel muamele ile
telafi edeceksiniz. Anlaşmazlık ve soğukluğu, dostluk ve beraberce sohbetle
tebdil edeceksiniz.
Bu haliniz beni gayet sevindirdi. Bu nimet için Allah CC ‘a defalarca hamd ü
sena ettim. Şükür O Allah’ ki, anlaşmazlık ve ihtilafı, ittifak ile tebdil
etti. Ayrılmanın uzamasından sonra, visal ile buluşma sebeplerini
kolaylaştırdı. Cenab-ı MevlaTebareke ve Teala, bizleri bu nimet üzere devam
ettirsn. Bu arzu ve isteğimizi bize tamamlatsın.
Mektupta istediğiniz şeye biz imtisal ettik. Bu bizim en güzel
matlubumuzdur. En beliğ ve fasih tarzda cevabını sizlerden dileriz.
Sizleri af etme ve hakkından beri etme ise, o zaten gece ve gündüz devamlı
benden sadır oldu. Sizler de işittiğiniz gibi, bunu birkaç sefer toplantı ve
cemaatlerde de aşikar olarak söylemişimdir.
Birbirimizle birleşerek ihtilafı terk etmeye insaf ehli olan kimse muhakkak
ki taraftardır. Tasavvuf yolundan bir pay sahibi olduğunu iddia eden kimse
velev ki tarikatta payı az bile olsa birleşmeyi nasıl istemez?
Sizlere de gizli değildir ki, bu vahşetin asıl sebebi, gidip gelmeyi terk
etmek ve insanların sözlerine kulak vermektir.
Şayet sizlerden bana ulaşan doğru ise bundan sonra vesvese ve şüpheyi
gerektiren sözlerden yüz çevirmeniz lazımdır. Zira takva ehlinin halleri,
akıl ve ilimin ötesindedir. Kıyas ile de idraki mümkün değildir. Aramızda ve
sizlerden sadır olan sözlerden artık bugünden sonra, ayağın sabit kalırsa ve
kalemin tuğyan etmezse, bu miskin sana öyle neticeler ve faydalara kefil
olur ki, onları bir başkası ve kalen anlatamaz. Şairin dediği gibi;
Bundan öte nice sırlar var amma
Gizlenmesi hayır olur daima.
Allah’ın selam, rahmeti ve bereketi sizlere ve her iki evladınız, Seyyid
Muhammed ve Seyyid Ahmet’e olsun.