İKİYÜZONBEŞİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Mirza Darab’a yazılmıştır. Kötü olan dünyanın ne olduğu bildirilmektedir:

Yaratılışınızın iyi olduğunu gösteren, çok ince düşüncelerinizi açıklayan kıymetli mektubunuz geldi. Bir işe yaramayan bu fakirleri okşayan yazılarınıza; Allahü teâlâ, Habib’i hürmetine “s.a.v.” iyi karşılıklar ihsan buyursun!

Yavrum! Bu dünyaya düşkün olanlar, mal ve para peşinde koşanlar büyük bir belaya yakalanmışlardır. Büyük bir derde tutulmuşlardır. Çünkü bu dünyada bulunan, Allahü teâlânın beğenmedikleri şeyler ve her pislikten daha kötü olan pislikler, bu kimselere güzel görünmektedir. Sevimli sanılmaktadır. Necaseti yaldızlamak, zehri şekerle kaplamak gibidir. Allahü teâlâ insanlara akıl verdi. Akla bu alçak dünyanın kötülüğünü anlattı. Allahü teâlânın beğenmediği şeylerin çirkinliğini gösterdi. Bunun için âlimler buyurdu ki: “Bir kimse öldükten sonra malının zamanın en akıllısına verilmesini vasiyet etse, zahide vermek lazımdır. Çünkü zahid, dünyaya düşkün değildir. O’nun dünyaya kıymet vermemesi, aklının çok olduğunu gösterir.”

Allahü teâlâ çok merhametli olduğu için yalnız akıl şahidini vermekle kalmadı. İkinci ve naklî şahit olarak da Peygamberleri (aleyhimüsselâm) verdi. Alemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberleri ile “aleyhimüssalavâtü vettehıyyât”, bu bozuk malın iç yüzünü kullarına bildirdi. O yalancı kahpenin cilvelerine aldanmamalarını, ona tutulmamalarını açıkça emir buyurdu. Şaşmaz, doğru olan bu iki şahit var iken; bir kimse şeker sanarak zehir yerse ve altına kavuşacağım diyerek necaseti avuçlarsa elbette çok alçaklık yapmış olur. Çok pis olduğunu göstermiş olur. Peygamberlere “aleyhimüssalavâtü vettehıyyât” inanmamıştır. Müslüman olduğunu söylese de münafık olur. O’nun Müslüman görünmesi ahirette fayda vermez; yalnız dünyada canını ve malını korumuş olur. Bugün kulaklardan gaflet pamuğunu atmalıdır. Yoksa ahirette ah etmekten, pişman olmaktan başka yapılacak şey olmaz. Hâlinizi sık sık bildiriniz!

Farsça beyit tercümesi:
Canım yavrum! Sana sözüm yalnız şudur:
Körpeciksin, yolun da çok korkuludur.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi